Bütün basketbol severler, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda kazandığımız ikinciliğin ardından bu seneki 2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda da böyle bir başarı yakalayabilecek miyiz merakı içerisinde. Birkaç gün öncesine kadar yarı final için oldukça umutluydum fakat İzmir'deki hazırlık turnuvası kafamda bazı soru işaretleri yarattı. Çeyrek finale kadar olan yolda bizi zorlayacak rakipleri İspanya,Litvanya ve Sırbistan olarak görüyordum ama şunu gördüm ki bizim rakibimiz bunlardan fazlasıymıs.
Milli Takımın gördüğüm eksilerini şöyle bir sıralıyacak olursak başta savunma ribaundu geliyor. Son maçlarda verdiğimiz hücum ribaundları ile aldığımız savunma ribaundları neredeyse eşit sayıdaydı. Bunun temelde iki nedeni gözüme çarptı:
1) Uzunlarımızın yetersizliği Ömer Aşık, Semih Erden ve Kerem Gönlümün yokluğu kendini hissettiriyor. Kerem'in oynayamacağını biliyoruz artık ve bizim için tarifi çok zor bir kayıp olduğunu belirtmek gerekir. Ömer ve Semih oynayabilir ama ikisinin de ağır sakatlığı var özellikle Semih'ten tam performans almamız zor onun yakın bir zamanda ameliyat olması gerekiyor ama sanırım bunu turnuva sonrasına saklayacak. Ribaund konusunda Enes Kanter'in performansı da oldukça kaygı verici. Enes beklentilerin tersine ribaund konusunda oldukça yetersiz. Oğuz'un riabund konusunda hiçbir zaman çok etkin olmadığını biliyoruz zaten Furkan da elinden geleni yapıyor.
2) Uygulanan alan savunması da bize önemli ribaund problemi yaratıyor. Kabul ediyorum çok iyi alan savunması uyguluyoruz ama şunu da görmek lazım alan savunması yüzünden rakipler her hücumu iki defa yapıyor. Eğer Ömer ve Semih dönmezse bu savunmayı uygulamanın bir tek yolu var o da ribaunda yardımcı kısalar kullanmak Sinan Güler harici hiçbir kısamızda bu konuda iyi değil.
Milli takımın hücumdaki en büyük eksiği de aslında uzun rotasyonumuzdaki sıkıntıdan kaynaklanıyor. Şu an elimizdeki uzunlardan Oğuz haricinde hiçbirnin sırtı dönük oyunu yok. Bu da kitlenen hücumlarda bizi hep zorlama üçlüklere götürüyor. Bundan daha önemlisi ise orta mesafe şut tehditi Ersan'ı da uzundan sayarsak bu thedit bir onda bir de Oğuz da var. Bu iki oyuncu oyunda olmadığı zaman veya bu oyunculara sıkı savunma uygulandığında hücum çok kitleniyor. Furkan ve Enes'in pick and roll ve pota altındaki smaçları haricinde pek etkinlikleri olduğu söylenemez. Burada Enes'e ayrı bir parantez açmak istiyorum, Enes yetenekli bu tartışılmaz ama oyun bilgisi çok zayıf 2 yıldır üst düzey basketbol oynamadığını çok belli ediyor. Perde koyamıyor, kalıbını yeterince kullanamıyor, pası yeterince iyi değil. Hiç kendi kalıbında veya kendisinde kalıplı oyunculara karşı vermediği için çekingen ve korkak oynuyor. Onu bu şekilde görünce bir basketbol sever olarak içim burkuluyor.
Yazıyı bir çözüm önerisiyle kapartamak fena olmaz sanırım. Bu takımın hücumdaki etkiliğini artırmak istiyorsak hücumu hızlandırmalıyız , pas trafiğini artırıp hücum süresimizi ortalama 13-14 saniyede tutmalıyız yoksa elimizdeki bu yetenekli kadro çeyrek final göremeden geri gelir. Aynı zamanda bu tempolu basketbolun savunmamızda da top çalmalarla birleşip performansımızı artıracağını düşünüyorum. Tabii ki bu varsayılmlar Ömer ve Semih'siz bir takım için.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder